Karadeniz coğrafyasında bahar ayları sadece havaların ısınması demek değildir. Bu sarp ve zorlu coğrafyada bahar toprağın uyanışı ve devasa bir tarımsal hareketin başlangıcıdır. Dağların ardında karlar eridiğinde vadilerde hummalı bir çalışma başlar. Bizler Nalia ailesi olarak bu uyanışı mutfağımızın temel taşı olarak görüyoruz. Topraktan Sofraya felsefemizle tohumun toprağa düştüğü andan tabağınıza ulaştığı ana kadar geçen tüm süreci büyük bir saygıyla ve ciddiyetle takip ediyoruz. Bölgenin hırçın doğasında yetişen her bir ürün restoranımıza ulaşmadan önce devasa bir emeğin süzgecinden geçiyor.
Yüzlerce Yıllık İmece Geleneği ve Tarımsal Dayanışma
Karadeniz bölgesinin dik yamaçlarında tarım yapmak bireysel çabalarla üstesinden gelinebilecek bir iş değildir. Makine kullanımına imkan vermeyen bu sarp araziler bölge insanını yüzlerce yıldır süregelen imece kültürüne yöneltmiştir. Günümüzde yüksek köylerde dört yüz yıllık bu dayanışma geleneği hala omuz omuza yaşatılmaktadır. Bahar aylarında mısır fasulye ve kabak dikimi için köylüler bir araya gelerek birbirlerinin tarlalarını büyük bir coşkuyla ekerler. Hatta derin vadiler arasında iletişimi sağlamak ve insanları imeceye çağırmak için telefonun bile çekmediği yerlerde asırlardır ıslıkla konuşulan kuşdili kullanılır. Bu kolektif üretim modeli tarladan çıkan her mahsulün menülerimize saf sevgi ve güçlü bir toplumsal dayanışma ile yoğrulmuş malzemeler olarak girmesini sağlar.
Mısırın Toprakla Buluşması ve Menümüzdeki Eşsiz Yeri
Mısır Karadeniz için basit bir tarım ürünü değil bölge halkının ana besin kaynağı ve mutfağın tartışmasız kahramanıdır. İlkbahar aylarında büyük bir özenle dikilen mısır tohumları yaz güneşinde olgunlaşıp sararır. Hasat edilen mısırlar lezzetini ve doğallığını kaybetmemesi için geleneksel su değirmenlerinde ağır ağır öğütülerek o karakteristik mısır ununa dönüşür. Nalia mutfaklarında bu mısır unu katkı maddelerinden uzak bir şekilde sadece su tuz ve tereyağı ile yoğrularak o meşhur dumanı tüten mısır ekmeğimizi oluşturur. Aynı zamanda Trabzon kolot peyniri ile harmanlayarak uzattığımız enfes mıhlama ve ödüllü mısır tatlımız bu altın sarısı ürünün sofralarımızdaki en vurucu yansımalarıdır.
Taze Fasulye: Topraktan Gelen Emek
Yaz mevsimi kapıyı usulca çalarken, tarlaların en narin çocuğu taze fasulye yüzünü gösterir. Hele bir de o meşhur çalı fasulyesi ise, lezzetiyle hemen fark edilir. Nalia’da bizim için fasulye hazırlamak başlı başına bir ritüeldir. Özenle temizlenen o yemyeşil dallar, tencerede zeytinyağı ve sarımsağın kadim dostluğuyla kucaklaşır. Kendi suyunda usulca pişerken mutfağa yayılan o sıcak buhar, tıpkı büyüklerimizin sofraları gibi buram buram emek ve memleket kokar.
Kabak Dikimi ve Anlaşmalı Tarım Güvencesi
Mısır ve fasulyenin yanında tarımsal hareketin bir diğer vazgeçilmezi kabaktır. Bahar aylarında özenle dikilen kabak gelişme sürecinde suyu ve güneşi dengeli bir şekilde ister. İklimin tüm zorluklarına direnerek yaz aylarında olgunlaşan kabaklar yöresel yemeklerimizin ve hafif mezelerimizin lezzet derinliğini artırır. Nalia Karadeniz Mutfağı olarak menümüzde oldukça fazla yer kaplayan kabak fasulye ve karalahana gibi sebzeleri tarladan sofranıza en güvenilir şekilde ulaştırmak için anlaşmalı tarım uygulamaları yürütüyoruz. Tohum aşamasından hasada kadar bölge çiftçilerimizle omuz omuza çalışarak ürünlerin toprağını suyunu ve doğallığını sürekli kontrol altında tutuyoruz. Bu sayede hem yerel üreticiyi destekliyor hem de kaliteyi garanti altına alıyoruz.
Doğallığın ve Emeğin Lezzet Yolculuğu
Mevsimlerin durmaksızın birbirini kovaladığı bu bereketli topraklarda her dikim zamanı toprağa atılan yepyeni bir umut demektir. Çiftçinin nasırlı ellerinden çıkıp ustalarımızın maharetiyle buluşan mısır, fasulye ve kabak sadece doyurucu birer öğün değil aynı zamanda Karadeniz insanının doğayla olan zorlu ama saygılı birlikteliğinin bir simgesidir. Bizler Topraktan Sofraya diyerek çıktığımız bu şeffaf yolda endüstriyel kalıpları reddederek yöresel tatları en doğal ve vurucu haliyle sunmaya devam ediyoruz. Sizleri de her lokmasında Karadeniz rüzgarlarını hissedeceğiniz ve emeğin gücüne tanık olacağınız bu eşsiz lezzet serüvenine ortak olmaya bekliyoruz.
