Karadeniz mutfağındaki özgünlüğün temelinde bölgenin kendine has iklimi ve coğrafi konumu yer alıyor. Karadeniz’in bereketli kıyılarında yer alan bu bölgedeki coğrafi şartlar bölgedeki mutfak geleneğini şekillendirmiştir. Karadeniz bölgesi Türkiye’nin diğer bölgelerinden daha farklı bir yağış düzenine sahip olduğundan bölgede yetişen ürünler de ülkenin genelinden farklılaşmaktadır. Bu güzel farklılıkların en meşhuru da çaydır. Coğrafyasının ona sunduğu ürünleri en güzel şekilde soframıza sunan Karadeniz mutfağında bugün, kültürümüzün vazgeçilmezlerinden biri olan çaydan bahsedeceğiz. Türklerde çay kültürü; yalnızca kahvaltıların değil yorgunluğun, sohbetin, arkadaşlığın, akşam oturmalarının kısacası her vaktin vazgeçilmezi olmuştur. Gün boyunca çay içmemizin yanı sıra, kendimize özgü demleme usulü, ince belli cam bardaklar, kıtlama çay gibi katkılarımızla çayın kültür tarihine eklediklerimiz göz ardı edilemez.
Misafirperverliğin, Sohbetin Simgesi
Çay, çaygillerden yaprakları kurutulup suyla içilen bir bitkinin (camellia sinensis) ve bu bitkinin kurutulmuş yapraklarından elde edilen içecek adıdır. 1731 tarihli Damadzade Ahmed Efendinin Çay Risalesi bu bitki hakkındaki en eski Türkçe kaynaktır. Tüm Türkiye’de yediden yetmişe herkesin severek ve sevdikleriyle içtiği çay, misafirperverlik ve arkadaşlık işaretidir. Eve misafir geldiğinde mutlaka çay demlenir, sohbete başlamadan çay servis edilir, uzun süredir görüşmeyen arkadaşlar bir araya geldiğinde sohbetlerini çay ile süslerler, vapura binince çay, simit alırız. Kısacası; gün boyu, kahvaltı ile başlayıp yatma vaktine kadar çay tüketiyoruz. Çayın kültürümüzdeki yeri oldukça derin ve duygusaldır aslında.
Çayın Evi Rize
Karadeniz Mutfağında da kendine kısa zamanda güçlü bir yer elde etmesinin en büyük sebebi olarak çay bitkisinin ülkemizde yalnızca Doğu Karadeniz bölgesinde yetişmesi gösterilebilir. Çünkü çay, yoğun yağış alan bölgelerde yetişir. Çay aynı zamanda, bölgenin en önemli geçim kaynaklarından biridir. Türkiye’nin çay yetiştirmeye yönelik ciddi girişimleri 1917’de Doğu Karadeniz’deki Rize şehrinde başlamıştır. Çay tarımı Doğu Karadeniz kıyısı boyunca ekonomik yaşamın önemli bir parçası olmuş, öyle ki bölge isimlerinde “çay” kelimesine sık sık yer verilmiş. Örnek olarak; Çayeli ve Çaykara’yı verebiliriz. 1965 yılına gelindiğinde çay üretimi iç pazardan memnun kalmış ve Türkiye çayını ihraç etmeye başlamıştır.
Semaver ve İnce Belli Bardaklar
Kültürümüzün büyük bir parçası olan çaya kendimizden de bir şeyler katarak “Türk Çayı” adında bir kültür ortaya çıkardık. Ülkemizde sunulan çaylara genellikle iki küp şeker atılır. Erzurum ve Türkiye’nin doğusundaki diğer il ve ilçelerde çay, dil ile yanak arasına bir parça şeker topağı koyularak kıtlama tarzında içilir. Çaylarımıza süt eklenmez, bazen limon tercih edilir. Halkımız, çayı küçük ince belli cam bardaklarda çay içmeyi tercih eder. “Tavşan kanı” olarak tarif edilen kırmızı renk takdir edilir.
Çayın en güzel halini sizlerle buluşturmaya dikkat eden Nalia’da çay üretimi de hassas bir şekilde yapılıyor. Karadeniz yöresinden temin edilen kaliteli taze filizler, özel olarak toplanıp firmamız adına çay haline getiriliyor. Nalia restoranlarında daima taze olarak bulabileceğiniz, sohbetlerinize eşlik edecek çay ile sizi ve beraberinizdekileri özenle ağırlıyoruz.
