Kültürel farklılıklarımızın aynı malzemeleri kullansak dahi yapılan yemekleri nasıl şekillendirdiğini hiç düşündünüz mü? Peki ya mısır unuyla yapılan yemeklerin kültürden kültüre nasıl şekillendiğini? Bazı yemekler çok bilinirken ve nesilden nesle aktarılırken bazı yemekler neredeyse unutulmaya yüz tutmaktadır. Yemekler aynı zamanda kültürel kimliklerim dinamik kalmasına ve korunmasına da katkı sağlar. Yani kültürel çeşitlik gastronomiye yansır. Gastronomi de kültürün elinde yoğrulur ve son şeklini alır. Peki sizce mısır unuyla yapılan yemekler ile kültürel kimlikler arasında nasıl bir ilişki vardır dersiniz? Gelin Kültürel kimliklerin mısır unuyla yapılan yemekleri nasıl şekillendirdiğini beraber görelim.
Kimlik kelimesi, aynılığı ve sürekliliği kapsayan Latince “idem” kökünden gelmiştir. Zorunlu bir aidiyeti, hangi kişi olmayı ifade etmektedir. Kimlik var olmak için farklılığa gereksinim duymaktadır. Kimliğin oluşmasında kültür kritik bir öneme sahiptir. Yemek ise bireysel ve toplumsal yönleri olan kültürel bir unsurdur. Bu bakımdan yemeklerde göçebe ve yerleşik biçimde farklılıklar görülmekte, bu farklılık yeme kültürüne önemli ölçüde yansımaktadır.
Yemek Kültürü Grup Aidiyetini Pekiştiriyor
Yemeklerin grup aidiyetini pekiştirdiğine ve halkı bir araya getirerek sosyalleştirdiğine dair araştırmalar bulunmaktadır. Yemek, toplumlar için belirleyicidir ve aynı gruba ait bireylerin aynı yemekleri yemesiyle aralarındaki dayanışmanın arttığına dair araştırmalar bulunmaktadır. İlaveten yemek tüm unsurları ile toplumsal güç göstergesi olmasının yanı sıra toplum içindeki sosyalleşme, grup aidiyeti ya da çatışmalarda simgesel bir rol üstlenmektedir.
Mısır ve Mısır Unu
Mutfaklar, yiyeceklerle bir bölgenin kimliğini, insanların yaşamını ve kişiliklerini yansıtmaktadır. Mısır, binlerce yıldır tarımı yapılan birkaç ender bitkiden biridir. Anavatanı Amerika kıtası olup buradan dünyaya yayılmıştır. Bir makaleye göre; Almanlar ve Macarlar mısırı, Osmanlı Devleti’nde tanıdıktan sonra ülkelerine götürmüşlerdir. Böylece Avrupa’ya yayılmış ve Fransa’da “Türkiye buğdayı” olarak anılmıştır.
Amerika’da ilk mısır ununun üretildiği ve mısır ekmeği yapıldığı bilinmektedir. Karadeniz’in doğusunda Lazlar, Gürcüler ve Çerkezlerin mutfağında mısır unu temel besindir. Bu nedenle mısır unu, bu coğrafyalarda ekmek üretimi başta olmak üzere, hamur işlerinde, et ve balık pişirmede, çorba ve kek yapımında önemli bir yere sahiptir. Örneğin, Çerkez, Laz, Abbaz ve Gürcü kadınlarla yapılan bir saha çalışması sonucu görülmüştür ki her yöre mısır ununu farklı şekillerde yemeklerinde kullanıyor. Laz kültüründe mıhlama ya da kuymak temel yiyecektir. Bu yiyeceğe Trabzon ve çevresinden göç edenler kuymak, Rize ve çevresi mıhlama demektedir. Kuymak yapılırken mısır unu fazla konulur mıhlama yapılırken peynir ve tereyağı fazladır.
Karadeniz bölgesi civarında mısır unu ve kültürel kimlik üzerine yapılan bir saha araştırması sonucunda çıkan veriler aslında pek de şaşırtıcı değildir. Bu araştırmada hem bölgenin çok kültürlülüğü hem de bu kültürel çeşitliliğe bağlı mısır unuyla yapılan yemeklerin fazlalığı dikkat çekmiştir. Kültürel kimliklere ait geleneksel mutfakların halen çok yönlü olarak sürdürüldüğü ve mısır unuyla yapılan birçok yemeğin var olduğu belirlenmiştir. Mısır ekmeği, mıhlama, zumur, hamsi tava, hamsi ekmek bunlara örnektir.
