Binbir çeşit türü olduğunu söyleyebileceğimiz bir yemek varsa, köftenin bunlardan biri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Literatürde her mutfak belli şekillerde kendine özgülük barındırır. Zira mutfakların içinde ayrıma gidilmesinin nedeni de böylesi özgülüklerinin olmasıdır. Karadeniz mutfağı da hakeza Türk mutfağı bünyesinde kendine has birçok yön barındırır. Namı dünyaya yayılmış yemeklerinin dışında, karadenizin illerinden ilçelerinde hala gizli bir hazine gibi saklanan yemekleri de vardır. Eklemeden geçemeyeceğiz, gerçekten de gizli kalmış ve reçetelenmemiş ürünler mevcut.
Karadeniz mutfağını özel kılan yönlerden bir diğeri göz önündekine yaptığı kendine has dokunuşlarıdır. Halihazırda Türkiye’nin birçok köşesinde yapılan veya dünyada birçok yerde yapılan çeşitli yemeklere kendi dokunuşunu yapıp lezzeti taçlandıran bir başka güzellik ekleyişi denebilir. Önceki blog yazılarımızda sizlerle paylaştığımız Çayeli Kuru Fasulyesi bunun örneklerindendir. Bu blog yazımızda ise bu mutfağın zenginliğinin bir başka örneği olan akçaabat köftesine değineceğiz.
Anlatmaya başlarken akçaabat köftesiyle ilgili çok önemli iki etkenden bahsetmekte fayda var. İlki akçaabat bölgesinin maharetli lokantacılarından. 1930’lu yıllarda akçaabat köftesinin tarifini şekillendirmiş, kendine has otantik pişirme yöntemiyle çıkagelmiş bu aşçılar, böylesi bir köfte türünü adıyla ve bölgesiyle birlikte tüm Türkiye’ye duyurabilmeyi başarmışlardır. Zira, belki Türkiye’nin çeşitli uç köşelerinde olan ve bu tadı hiç tatmamış insanlar dahi bu köftenin adını duymuşlardır. İkincisi ise, bu bölgedeki hayvan yetiştiricilerinin özenle hazırladığı, köftenin tadına tat katacak hayvan yetiştirme ve besleme süreci ve coğrafyanın bereketli toprağın bitki örtüsüdür. Bu nedenlerle, yani kendine özgü tarifiyle, pişirilme yöntemiyle, tarifin içerdiği çeşitli gıda ürünleriyle, toprağının ve coğrafyasının insanlarının emekleriyle ortaya çıkmış akçaabat köftesi özgün tadıyla 2009 yılında coğrafi işaret bile almıştır. Ezcümle Karadeniz bölgesini ve karadeniz mutfağını ayrı bir enfes kılan noktanın birleştiği bir yemek olarak coğrafi işaret alması çok doğal olacaktır, çünkü her ne kadar köftenin binbir çeşiti olsa da akçaabat köftesi kendini diğerlerinden sıyırmasını bilmiştir.
Akçaabat köftesinin içeriğine baktığımızda yüzde yüz dana etinin kullanılmaktadır. Fakat daha da önemlisi dana etininin her yeri kullanılmaz bu köfte türünde. Böylesi bir tada ulaşmakta kullanılan et olabildiğince sade bir ettir hem sinirlerden hem de yağlardan mümkün olduğunca arınmış olmalıdır. Bu tada ulaşılabilmesi için karadeniz mutfağı etin en güzel yerlerinden ayırmıştır. Bu lezzetin bir diğer önemli yönü, sarımsağının bolluğudur. Her köfte türünün karışımında sarımsağa bu kadar yer verilmez. Fakat etin bu kadar özenle seçilmiş bir yerinin enfes güzelliğini hem destekleyen hem de beraberinde ayrı bir güzelliğe götürebildiği için sarımsağın karışımda sarımsağın bu miktarda yer alması bu tadı ender kılan yönlerdendir. Türk mutfağındaki çeşitli köfte çeşitlerinin aksine bu köfte türünde maydonoz kullanılmaz. Özenle hazırlanmış etinin tadının çıkarılabilmesindeki önemli etkenlerden birisi de budur, zira bu lezzeti tatmış kişiler köftedeki etin ağız sulandıran baskınlığını ve tadının sadeliğini anımsayacaklardır.
Nalia mutfağımızda özenle hazırladığımız ağzınıza layık akçaabat köftelerini çok seveceğinize inanıyoruz. Coğrafi işaretli ürünlere verdiğimiz önem zaten menümüzde aşikardır ve böylesi bir tadı menümüzde bulundurduğumuz için çok mutluyuz. Karadeniz mutfağının kendine has birçok tadını sizlere sunduğumuz menümüzde, akçaabat köftesini sizlere Zerdeçallı Basmati Pilavı, Fırınlanmış Baharatlı Kabakla birlikte sunuyoruz, umuyoruz ki sizler de bizler kadar seveceksiniz.
